5 Ağustos 1860’ta dünyaya gelen Louis Wain, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında özellikle kedi temalı illüstrasyonlarıyla geniş bir ün kazanmış bir sanatçı ve illüstratördür. Bununla birlikte, onun yaşam öyküsü yalnızca sanatsal başarılarla değil, aynı zamanda zihinsel sağlık sorunları ve kişisel trajedilerle de şekillenmiştir. Wain, kariyerine The Illustrated Sporting and Dramatic News gibi dergilerde hayvan ve kırsal manzara çizimleri yaparak başlamış; ancak onu sanat tarihinde farklı bir konuma taşıyan, insansı özellikler taşıyan ve sevecen bir üslup ile betimlenen kedi çizimleridir.

Wain, kız kardeşlerinin mürebbiyesi olan Emily Marie Richardson ile evlenmiş ve çift, Hampstead’de yaşamaya başlamıştır. Bu dönemde ailelerine siyah-beyaz tüylere sahip Peter isimli bir kedi yavrusu da katılmıştır. Evliliğin hemen ardından Emily’nin meme kanserine yakalanması, çiftin yaşamını derinden etkilemiştir. Peter, Emily için büyük bir teselli kaynağı olurken, Wain’in de daha sonra ifade ettiği üzere, sanatçı kimliğinin temelini atan yaratıcı sürecin başlangıcını oluşturmuştur. Wain, eşini neşelendirmek amacıyla kedilerin—özellikle Peter’ın—çizimlerini yapmaya başlamış; bu çizimler Emily’ye moral kaynağı olmuş ve onu, kocasını bu eserleri yayımlamaya teşvik etmeye yöneltmiştir.

Kedi Peter

Louis Wain, ilk kedi çizimlerini 1884 yılında The Illustrated London News’e satarak yayımlatma fırsatı bulmuştur. Aynı dönemde, Mrs. Tabby’s Establishment adlı çocuk kitabını resimlemesi, sanatçı için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu eserde yer alan kedilerden biri, Wain’in kendi kedisi Peter’ın karakterinden esinlenerek betimlenmiştir. Wain’in kedi çılgınlığı olarak anılan ünü ise Illustrated London News’in Noel sayısında yayımlanan “Kitten’s Christmas Party” başlıklı illüstrasyonuyla başlamıştır. Söz konusu sayıda, Noel kutlamalarına hazırlanan 150’den fazla kedinin resmedildiği sahneler dikkat çekmiştir. Ancak kısa süre sonra Wain’in eşi Emily Richardson’un vefatı, sanatçıyı derin bir depresyona sürüklemiştir. Ardışık kişisel trajediler ve giderek ağırlaşan ruhsal problemlerle örülü yaşamı, onun sanatına hem ilham hem de gölge düşürmüştür. Bu kayıp, Wain’de kalıcı bir melankoliye yol açmış; zamanla onun mutsuz, dengesiz ve huzursuz bir kişiliğe evrilmesine zemin hazırlamıştır.

-Noel Partisi-

Ne yazık ki Louis Wain, mali çıkarlarını koruma noktasında hatalı kararlar almış ve eserlerinin hiçbir maddi karşılık almaksızın çoğaltılmasına izin vermiştir. Çalışmalarının popülerliği devam etmesine rağmen, evlenmemiş kız kardeşlerine maddi destek sağlamaya çalışırken kendi geçimini temin etmekte zorlanmış ve giderek yoksullaşmıştır. Ruh sağlığının kötüleşmesi üzerine, kız kardeşleri tarafından 1924 yılında Güney Londra’nın Tooting bölgesinde bulunan Springfield Akıl Hastanesi’nin yoksullar koğuşuna yatırılmıştır. Louis Wain, yaşamının ilerleyen dönemlerinde birkaç kez hastane değiştirmiş; önce Bethlehem Hastanesi’ne, ardından 1930 yılında hayatının geri kalanını geçireceği Napsbury Hastanesi’ne nakledilmiştir. Bu kurumda başıboş bir kedi popülasyonu bulunmaktaydı ve Wain günlerini, ağaçlar ve bahçeler arasında sanat eserleri üreterek geçirmiştir. Felç geçirmesinin ardından yalnızca birkaç ay yaşamını sürdüren sanatçı, 4 Temmuz 1939 tarihinde 79 yaşında vefat etmiştir.

Tanıtım Yayın Posteri

​Yönetmenliğini Will Sharpe’ın üstlendiği “The Electrical Life of Louis Wain”, dünya prömiyerini 2 Eylül 2021 tarihinde 48. Telluride Film Festivali’nde yapmıştır. Film, sırasıyla 5 Kasım 2021’de ABD’de Prime Video üzerinden, 1 Ocak 2022’de ise Birleşik Krallık’ta StudioCanal tarafından gösterime girmiştir.
​İngiliz sanatçı Louis Wain’in sıra dışı yaşamını ve psikedelik eserlerini konu edinen biyografik drama, başroldeki Benedict Cumberbatch’in performansıyla dikkat çekmektedir. Claire Foy’un Louis Wain’in eşi Emily’i canlandırdığı yapımda; Sharon Rooney, Andrea Riseborough ve Hayley Squires gibi oyuncuların sergilediği performanslar da övgüye değer bulunmaktadır. Yapımın estetik ve sofistike anlatımı, Olivia Colman tarafından seslendirilmiş, müzikleri ise Arthur Sharpe tarafından bestelenmiştir. Film, Saraqusta Film Festivali’nde En İyi Uzun Metraj Film, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu ve Genç Jüri ödüllerine layık görülmüştür

-The Electrical Life of Louis Wain Fragmanı-
-The Electrical Life of Louis Wain Film Müzikleri-

  • Louis Wain : Dünyayı güzel, sıcak ve nazik kılıyorsun. Çok geç olmadan bunun için sana teşekkür etmek istedim.
  • Emily Richardson-Wain : Dünyayı ben güzelleştirmiyorum Louis. Dünya güzel ve sen de bunu görmeme yardımcı oldun. Unutma – işler ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, ne kadar mücadele ediyormuş gibi hissedersen hisset, dünya güzelliklerle dolu. Ve onu yakalamak sana kalmış Louis. Bakmak ve olabildiğince çok insanla paylaşmak. Sen, o hayat ışığının kırıldığı bir prizmasın.
  • Bayan Wain : Ailenden kaçabilirsin Louis. Ama kederinden kaçamazsın. Acı, seni vahşi bir gölge gibi takip eder.
  • Anlatıcı: Tuhaf toplumsal önyargılarının ve her şeyin bok gibi kokmasının yanı sıra, Viktorya dönemi İngilteresi aynı zamanda bir yenilik ve bilimsel keşifler diyarıydı. İngiltere’nin en parlak beyinlerinden birçoğu elektriğin doğasını araştırıyordu. Gücünü pratik amaçlarla kullanmak için. Ancak genç Louis Wain için bu bambaşka bir şeydi. İnsan beyninin zar zor kavrayabileceği kadar sıra dışı ve tuhaf bir şeydi. Zaman zaman eterde parıldadığını hissedebildiği gizemli, temel bir güç. Ve hayatın en endişe verici sırlarının anahtarı.

Kaynakça

  1. Saraqusta Film Festival: Mr. Wain y el Kaiser de la Atlántida – Mejor Largometraje y Mejor Documental de II Saraqusta Film Festival
  2. Arthur Sharpe: The Electrical Life of Louis Wain
  3. Meisterdrucke: Louis Wain
  4. https://medium.com/weeds-wildflowers/louis-wain-godfather-of-outsider-cat-art-fd806f8739dc
  5. https://www.dailyartmagazine.com/louis-wain-cats/
  6. https://www.thecollector.com/louis-wain-artist-obsessed-with-cats/
  7. https://www.wikiart.org/en/louis-wain/all-works#!#filterName:all-paintings-chronologically,resultType:masonry
  8. https://www.meisterdrucke.com.tr/sanatci/Louis-Wain.html
  9. https://www.bbc.com/news/uk-england-london-59518847

Studio Ghibli Rüyası

株式会社スタジオジブリ

1985 yılında, animasyon dünyasına yepyeni bir soluk getiren bir stüdyo kuruldu: Studio Ghibli. Kurucuları Hayao Miyazaki, Isao Takahata ve Toshio Suzuki’nin vizyonuyla şekillenen bu stüdyo, kısa hikayeler ve TV reklamlarının ötesine geçerek, biz anime severlere unutulmaz uzun metrajlı filmler sundu. Bu eşsiz filmler, sadece izleyicilerin kalbini fethetmekle kalmayıp, Animage, Altın Ayı ve Akademi Ödülü gibi prestijli ödülleri de kazandı.
Ghibli’nin kurucuları, stüdyo kurulmadan önce de Japon animasyon sahnesinde önemli işlere imza atmışlardı. Stüdyonun büyülü atmosferini yaratan müziklerin çoğu ise, usta besteci Joe Hisaishi’nin elinden çıktı. Ghibli filmlerinin Japonya’daki dağıtımını TOHO firması üstlenirken, dünya çapında izleyiciyle buluşmasında ise Disney’in büyük rolü oldu.
Benim için her biri ayrı birer hazine olan bu filmleri, şimdi kronolojik sırasıyla ve kısaca içerikleriyle sizlerle paylaşacağım.

Rüzgarlı Vadi / Nausicaä of the Valley of the Wind / 風の谷のナウシカ

Hayao Miyazaki’nin 1984 yılında yönettiği “Rüzgârlı Vadi” animasyon filmi, genellikle Studio Ghibli’nin ilk eseri olarak düşünülür. Ancak bu film, aslında Miyazaki’nin Animage dergisinde yayımladığı bir manga serisine dayanmaktadır. Uzun metrajlı bir film olarak Isao Takahata’nın yapımcılığında hayata geçirilen “Rüzgârlı Vadi”, vizyona girdiğinde Japonya’da geniş yankı uyandırmıştır.
​Her ne kadar Studio Ghibli kurulmadan önce yapılmış olsa da, stüdyonun oluşumunda büyük bir etkisi olduğu için bu film bir Ghibli eseri olarak anılır. Filmin efsanevi müzikleri ise, o tarihten itibaren Miyazaki’nin tüm uzun metrajlı filmlerine ruh veren usta besteci Joe Hisaishi tarafından bestelenmiştir

Konusu /Bin yıldır yeryüzü, kirli ve zehirli bir atmosfere bürünmüştür ve insanlar artık koruyucu maske takmadan yaşayamaz hale gelmiştir. Yaşamın hala yeşerdiği vadilerde, birbirinden izole olmuş küçük toplumlar bulunur. Nausicaä, işte bu izole topraklardan biri olan Rüzgârlı Vadi’nin cesur prensesidir.
Tolmekian Prensesi Kushana, antik bir tanrıyı canlandırmak ve zehirli bölgeleri ele geçirmek amacıyla Rüzgârlı Vadi’ye göz diker. Vadide yaşayanları kontrol altında tutmak için Nausicaä’yı esir alır. Ancak Nausicaä, tutulduğu yerden kaçmayı başarır ve yeryüzünün altında verimli topraklar keşfeder. Gördüklerinden sonra, Nausicaä’nın tek amacı, Savaşçı Devi’yi canlandırmaması için Kushana’yı ikna etmektir.

Gökteki Kale / Laputa: Castle in the Sky / 天空の城ラピュタ

Yönetmenliğini Hayao Miyazaki’nin, yapımcılığını ise Isao Takahata’nın üstlendiği bu film, 1986 yılında izleyiciyle buluştu. Studio Ghibli’nin ilk eseri olan bu uzun metrajlı anime, aynı yıl Animage Anime Büyük Ödülü’nü kazandı.
Filmin ilham kaynağı ise, Miyazaki’nin 1984’te yaptığı bir Galler ziyareti oldu. Bu ziyaret sırasında tanık olduğu maden işçisi grevlerinden derinden etkilenen Miyazaki, bu etkiyi fantastik bir macera eşliğinde filmin hikâyesine ustaca yansıttı.

Konusu / Bir madenci köyünde işci olan Pazu, gökten kollarına düşen Sheeta ile orada tanışır. Sheeta, Laputa’nın iktidarını ele geçirmeye çalışan ve bu plan çerçevesinde Sheeta’yı kaçıran Muska’nın hava taşıtından aşağıya atılmıştır. Muska’nın efsanevi uçan adayı bulması için gerekli mavi taş Sheeta’dadır. Pazu Sheeta’ya bu uçan adayı babasının gördüğünü söyler. Pazu, Sheeta ile birlikte bu adaya ulaşmak için can atıyordur. Sheeta bir kez daha Muska tarafından kaçırılınca Pazu bu adanın ganimetlerine ulaşmak isteyen korsanlar çetesi Dola Klan ile istemeyerek olsa bile iş birliğine girmiştir. Muska harekete geçerek Laputa’nın robotlarından birini ele geçirip diriltmeye çalışmıştır. Bu robotun gücünü kullanarak dünyayı ele geçirmeye çalışan Muska ve Sheeta’nın maceraları anlatılmıştır.

Ateş Böceklerinin Mezarı / Grave of the Fireflies / 火垂るの墓

Isao Takahata tarafından yazılıp yönetilen bu film 1988 yılında vizyona girmiştir. Akiyuki Nosaka’nın 1967 tarihli Naoki ödüllü yarı otobiyografik romanına dayanan film, savaşın sonuçları ve yıkıcı bir duygusal deneyime dair evrensel bir nitelik taşır. Bu yapıt savaşın bireyler üzerindeki etkisini yansıtmaktadır.

Konusu / İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Japonya, müttefik devletlerin bombardımanı altında kalmıştır. Kobe şehri de bombalanan yerler arasındadır. Hikaye Kobe şehrinde yaşayan genç Seita ve kız kardeşi Setsuko arasında geçmektedir. Anneleri ateş fırtınasında kalır ve yanan vücudu artık bu acıyı kaldıramaz ve Seita’nın gözleri önünde vefat eder. Seita bu durumu Setsuko’dan saklamaya çalışır. İki kardeş teyzelerinin yanına Nishinomiya’ya yerleşir. İlerleyen süreçlerde teyzesiyle anlaşamaz ve teyzesinin kötü davranmaları karşısında kardeşini de alıp evden ayrılır. Kendilerine bir sığınak bulup çalıntı yemeklerle veya doğadan buldukları yiyeceklerle yaşamaya çalışırlar. Setsuko yetersiz beslenmeden dolayı hastalanmaya başlar. Setsuko artık bu yetersiz beslenmeye dayanamaz ve ölür. Filmin başından beri Setsuko’nun elinde bulundurduğu şeker kutusu artık onun külleri için bir kap olacaktır.

Komşum Totoro / My Neighbour Totoro / となりのトトロ

Hayao Miyazaki tarafından yazılıp yönetilen film, 1988 yılında vizyona girmiştir. Filmin kahramanı Totoro stüdyonun maskotu olmuştur. Planlama aşamasına geçmekte zorlanılmıştır. O dönem stüdyo kendine yeter vaziyette değildi ve desteğe ihtiyaçları vardı. Potansiyel destekçiler filmi fazla çocuksu ve aksiyondan uzak buluyordu. Totoro, Takahata’nın Ateş Böceklerinin Mezarı’nı yapmayı kabul etmesiyle birlikte destekçilerin desteğini aldı.

Konusu / Satsuki ve kız kardeşi Mei, hasta annelerinin tedavi gördüğü hastaneye yakın olabilmek için babalarıyla birlikte bir kır evine taşınırlar. Bir gün, maceraperest Mei tuhaf bir yaratıkla karşılaşır ve onu takip etmeye başlar fakat onu gözden kaçırır. Mei, elinde bir torba meşe palamudu taşıyan başka bir yaratığı farkeder ve onu bir ağacın gölgesi altından yeraltına inen bir koridor boyunca izler. Orada horlamakta olan dev Totoro ile karşılaşır. Mei, bu karşılaşmadan sonra kız kardeşi Satsuki’yi de ikna ederek Totoro’nun yanına götürür. İki kız kardeşin orman ruhlarıyla olan maceresı artık başlamıştır.

Küçük Cadı Kiki / Kiki’s Delivery Service / 魔女の宅急便

Yönetmen ve senaristliğini yapan Hayao Miyazaki’nin 1989 yılında vizyona giren filmidir. Eiko Kadano’nun aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Filmde eski ile yeni sık sık kıyaslanmıştır.

Konusu / Kiki, ataları gibi tam bir cadı olmak için 13 yaşında kedisi Jiji ile birlikte evden ayrılır. Kendini geliştirmesi için bir sahil kasabasında yer bulan Kiki, fırıncı Osono’nun yanında kalmaya başlar. Hem fırında çalışır hem de fırının çatı kadında bir oda da yaşamaya başlayan Kiki uçma yeteneğini kullanarak dağıtım hizmeti yapmaya başlamıştır. En büyük isteği uçmak olan Tombo ile tanışan Kiki uçma yeteneğini kaybetmişti. Şehire giriş yapan zeplinin saat kulesine çarpacağını farkeden Kiki için zor anlar başlamıştır.

Dün Gibi / Only Yesterday / おもひでぽろぽろ

1991 yılında yayınlanan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Isao Takahata, yapımcılığını Hayao Miyazaki ve Suzuki Toshio yapmaktadır. Hotaru Okamoto ve Yuko Tone’nin mangasına dayanan film Ghibli’nin çok daha fantastik filmlerinin aksine çağdaş bir dramadır. Japonya’nın kır ve kent hayatının farklı dönemler içerisinde işleyen film yazıldığı dönemde Ghibli’nin ABD’de dağıtılmayan tek sinema eseriydi.

Konusu / Tokyo’da çalışan Taeko Okajima şehir hayatından bunalmış ve artık kafasını dinlemeye ihtiyacı vardır. Kız kardeşinin kocasının ailesinin Yamagata’da bir çiftliği vardır. Şehir hayatından uzaklaşmak isteyen Taeko bu çiftliğe gider. Seyahat boyunca çocukluğundaki anılara giden Taeko çiftlikte mutlu olmaya başlar. Bu değişim ona kendi gençliğini; aşkları ve hayal kırıklıkları bugün ortaya çıkan kadını yaratan genç kızı hatırlatır.

Porco Rosso Kırmızı Kanatlar / Crimson Pig / 紅の豚

Hayao Miyazaki tarafından yazılıp yönetilen film 1992 yılında çıkmıştır. Hayao Miyazaki’nin Hikōtei Jidai adlı mangasına dayanmaktadır. Yayınlandığı yıl gişede bir numaraya yerleşen film başlangıçta 30-45 dakika uzunluğunda Japon Havayolları tarafından uçuş içi gösterim olarak finanse edilse de H. Miyazaki’nin projeye dahil olmasıyla birlikte film uzun metrajlı bir hal almıştır. Miyazaki’nin filmleri uçuşa olan tutkusuyla tanınır ve Porco Rosso heyecan verici hava sahnelerinden bazılarını içeriyor!

Konusu / 1930’larda İtalya’da geçen Porco Rosso , plajlara ve eski Fransız şarkılarına düşkün, dönek usta bir pilot olan domuz Marco’nun yüksekten uçan maceralarını konu alıyor. 17 yaşındaki Fio’yu bir hava korsanları çetesinden kurtardıktan sonra Marco, kendisini Faşist İtalyan polisi ve bencil bir Amerikan uçan ası tarafından takip edilirken bulur.

Büyülü Dalgalar / Ocean Waves / 海がきこえる

Yönetmenliğini Tomomi Mochizuki’nin yapımcılığını Isao Takahata’nın yaptığı film 1993 yılında gösterime girmiştir. Bir TV animesi olan film Saeko Himuron’un kitabına dayanmaktadır.

Konusu / Yutaka ve Taku iki iyi dosttur. Sömestr arasında okullarına gelen Rikako, Kochi’ye uyum sağlayamaz. Tokyo’ya babasının yanına dönmek isteyen Rikako Hawaii gezisinde parasını kaybettiğini söyleyerek Taku’dan borç para ister. Tokyo’ya gitmek için yeterli parayı toplayan Rikaku’yu yakın arkadaşı Yumi bu seyahat için onu yarı yolda bırakır. Rikaku, Taku ile birlikte Tokyo’ya gider. Babasının bir metresi olduğunu, odasını değiştirdiğini ve erkek arkadaşı Okada’nın onu terk ettiğini öğrenir.

Büyük Rakun Savaşı / Pom Poko / 平成狸合戦ぽんぽこ

Tasarımını Hayao Miyazaki’nin üstlendiği filmin senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini Isao Takahata yapmaktadır. 1994 yılında gösterime giren filmde sıkça kültürel ve mitolojik öğeler öne çıkarılmıştır. Film, toplumdaki ilerlemenin doğaya ne kadar ciddi maliyetlere mal olabileceğini vurguluyor ve gösteriyor. Film, Japon büyülü folklorik figürlerini ve günümüz Japonya’sının sorunlarını birleştiriyor.

Konusu / Şekil değiştiren rakunlardan oluşan bir topluluk, ormandaki evlerinin kentsel gelişme nedeniyle yok edilmesini önlemek için mücadele vermeye karar veriyorlar. Hikaye 1960’ların sonlarında Japonya’da başlıyor. Bir grup tanuki , Tokyo’nun eteklerindeki Tama Tepeleri’nde bulunan New Tama adlı devasa bir banliyö geliştirme projesinin tehdidi altındadır . Gelişme, orman yaşam alanlarını kesiyor ve topraklarını bölüyor. Hikaye 1990’ların başında Japonya’da, Heisei döneminin ilk yıllarında devam ediyor . Her yıl sınırlı yaşam alanı ve yiyecek azalan tanukiler, azalan kaynaklar için kendi aralarında kavga etmeye başlarlar, ancak ana reis Oroku’nun teşviki üzerine, gelişmeyi durdurmak için birleşmeye karar verirler.

Yüreğinin Sesi / Whisper of the Heart / 耳をすませば

Yapımcılığını Hayao Miyazaki’nin yaptığı filmin yönetmenliğini Yoshifumi Kondo üstlenmiştir. Aoi Hiiragi’nin aynı adlı mangasına dayanan filmin odağında, kitap sevgisi, okuma yazma sevgisi vardır. Ghibli filmlerinde sıkça gördüğümüz geleneğe bağlılıkla modernliğin kabulü arasındaki çatışma temasını daha da ileri taşımaktadır.

Konusu / 14 yaşındaki Shizuku Tsukishima orta okulu bitirmek üzere olan bir genç kızdır. Kitap okumayı çok seven Shizuku, kütüphaneden aldığı kitapların içinde kart bulur. Kartlarda Seiji Amasawa yazmaktadır. Bu kişinin kim olduğunu merak eden ve araştırmaya başlayan Shiuzku, kendi hayatıyla ilgili de önemli şeyler keşfedeceği bir yolculuğa çıkar.

Prenses Mononoke / Art of Princess Mononoke / もののけ姫

1997 yılında vizyona giren filmin yapımcılığını Toshio Suzuki üstlenmiştir. Yönetmenliğini Hayao Miyazaki’nin yaptığı film Disney’le yapılan antlaşmayla birlikte dünya sahnesine de taşınmıştır. Film, Japon Akademi Ödülleri’nde En İyi Film ödülünü almıştır. İlk kez bir animasyon filmi bu ödülü almıştır.

Konusu / Muromachi Japonya’da bir Emishi köyü, domuz şeklindeki bir iblisin saldırısına uğrar. Son Emishi prensi Ashitaka, onu köye ulaşamadan öldürür, ancak ölmeden önce kolunu tutup ona lanet etmeyi başarır. Lanet ona büyük bir acıyla birlikte insanüstü bir güç verir ve sonunda vücuduna yayılıp onu öldürecektir. Köylüler, iblisin, vücuduna saplanan demir bir top tarafından bozulmuş bir domuz tanrısı olduğunu keşfederler. Köyün bilge kadını Ashitaka’ya çareyi Nago’nun geldiği batı topraklarında bulabileceğini ve memleketine dönemeyeceğini söyler. Aşitaka, köyüne saldıran şeytanlaşmış domuz tanrıyı öldürürken şeytanın koluna bıraktığı izi ölene kadar taşıyacaktır. Aşitaka, bu lanetin geldiği yeri öğrenmek için köyünden uzaklaşır. Gittiği yerlerde Demir Şehri adında demir madenini işleyip ölümcül silahlar yapan ve bu silahları ormanın hayvanlarıyla savaşmakta kullanan Leydi Eboşi ile karşılaşır. Aşitaka bu savaşa son vermek için daha önce karşılaştığı kurt kızı San ile birlikte kendini bu savaşın içinde bulur. Aşitaka hem barışı getirmek hem de kurt kızı San’ın güvenini kazanmak için mücadele edecektir.

En Sevdiğim Komşularım / My Neighbors the Yamadas /ホーホケキョ となりの山田くん

Isao Takahata tarafından yazılan ve yönetilen film 1999 yılında vizyona girmiştir. Hisaichi Ishii’nin yonkoma mangası Nono -chan’dan uyarlanan film, Studio Ghibli’nin tamamen dijital ilk filmidir. Takahata, filmin cel resimleri yerine suluboya resimlerin sanat tarzına sahip olmasını istedi. Bunu başarmak için, geleneksel cel üzerine boyama tekniklerinin yerini dijital teknoloji aldı; bu da filmi, animasyon çizimlerinin tamamen bilgisayarlarla boyandığı ilk Ghibli filmi haline getirdi. Film müziği Akiko Yano tarafından bestelenmiştir.  1999 Japonya Medya Sanatları Festivali’nde animasyon alanında Mükemmellik Ödülü’nü aldı.

 

Konusu / Film, Yamada ailesinin günlük yaşamlarını anlatan bir dizi kısa hikayeden oluşuyor: Takashi ve Matsuko (baba ve anne), Shige (Matsuko’nun annesi), Noboru (yaklaşık 13 yaşında, oğlu), Nonoko (yaklaşık 7 yaşında, kızı) ve Pochi (ailenin köpeği). Hikayelerin her birinin önünde “Rol Model Olarak Baba”, “Parçalanmış Bir Aile” veya “Ataerkil Üstünlüğün Yeniden Kurulması” gibi bir başlık yer alıyor.

Ruhların Kaçışı / Spirited Away / 千と千尋の神隠し

2001 yapımı olan, Hayao Miyazaki tarafından yazılan ve yönetilen film, Studio Ghibli tarafından tasarlanıp ve Toho tarafından dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Film hem Japonya’da hem de uluslararası arenada çok önemli başarılar elde etmiştir. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı ve En İyi Animasyon dalında Oscar ödülünü Almıştır. Filmde gösterilen yaratık çeşitliliği, Japon mitolojisinde çok sayıda bulunan tanrıların ve ruhların bir yansımasıdır. Miyazaki, bu filmi yapmak için emeklilik kararından dönmüş, filmin tamamlanmasının ardından ise bunun artık son filmi olduğunu açıklamıştır. Ta ki Howl’s Moving Castle’a kadar…

Konusu / Film, ailesiyle birlikte terk edilmiş bir Japon eğlence parkına gittikten sonra ruhlar dünyasında mahsur kalan Chihiro adında genç bir kızın hikayesidir. Yeni bir kasabaya taşınma sürecindedirler ve Chihiro’nun babasının ormanın içinden geçen toprak yolda kestirmeden gitmeye çalışmasının ardından eğlence parkını bulurlar. Chihiro’nun ruhlar dünyasındaki zamanı, ebeveynlerinin onları domuza dönüştüren büyülü yiyecekleri yemesiyle başlar. Anne ve babasını tekrar insana dönüştürmek için korku dolu bir maceraya atılacaktır.

Sihirli Kedi / The Cat Returns / 猫の恩返し

Yönetmenliğini Hiroyuki Morita’nın yaptığı film 2002 yılında vizyona girmiştir. Senaristliğini Reiko Yoshida’nın yaptığı filmin hikayesi Aoi Hiiragi’nin aynı adlı mangasına dayanmaktadır. Film bir bütün olarak stüdyonun görece ufak işlerinden biridir. Diğer Ghibli filmlerine göre daha basitleştirilmiş olsa da, fantastik fikirlerin bolluğuyla tasarım örnek alınacak niteliktedir.

Konusu / Haru biraz sade, dürtüsel, beceriksiz ve dikkati kolayca dağılabilen sıradan bir genç kız öğrencidir. Bir gün yolda kamyonun çarpması sonucu bir kediyi kurtarır ve kedinin konuşabildiğini öğrenir. Ona en alçakgönüllü teşekkürlerini sunar ve koşarak uzaklaşır. Haru, evinin önünde bir kedi alayı görene kadar pek fazla düşünmez. Kedi Krallığı’nın kralı, bir tahtırevan üzerinde taşınan Kedi Kral, oğlu Prens Lune’u kesin ölümden kurtardığı için ona teşekkürlerini sunar. Kediler minnettarlıklarının göstergesi olarak ona hediyeler sunmaya yemin ederler. Ertesi sabah uyandığında bahçesinde büyüyen saz kuyruklarını, mahalle kedilerinin onu kovaladığını ve dolabına paketlenmiş kutular dolusu canlı fareyi buluyor. Ama hepsi bu değil! Ayrıca Prens’le evlenme ve Kediler Krallığı’na tek yön seyahat etme “ödülünü” de kazanmıştır. Haru, yardım için Kedi Bürosunu aramasını söyleyen bir ses duyar. Kavşaktaki büyük beyaz bir kedi olan Muta onu büroya götürür ve Baron ile tanışır. Haru ve Muta kısa bir süre sonra zorla Kedi Krallığı’na götürülür. Haru’nun macerası başlamış olur.

Yürüyen Şato / Howl’s Moving Castle / ハウルの動く城

 İngiliz yazar Diana Wynne Jones’un 1986’da yayımlanan aynı adlı kitabından uyarlanan film 2004 yılında vizyona girmiştir. Yönetmenliği ve senaristliği Hayao Miyazaki tarafından yapılmıştır. Film pek çok yerden ödül almış veya aday gösterilmiştir.

Konusu / Sophie, üç kızın en büyüğü olmak gibi büyük bir talihsizliğe sahiptir ve kaderini aramak için evden ayrılırsa sefil bir şekilde başarısızlığa mahkumdur. Ancak farkında olmadan Çöl Cadısı’nın öfkesini çeken Sophie, kendisini yaşlı bir kadına dönüştüren korkunç bir büyünün etkisi altında bulur. Bu durumu kırmak için tek şansı tepelerdeki sürekli hareket eden kalededir: Büyücü Howl’un kalesi. Büyüyü çözmek için Sophie’nin kalpsiz Howl’u halletmesi, bir ateş iblisiyle pazarlık yapması ve Çöl Cadısı’yla kafa kafaya karşılaşması gerekiyor. Yol boyunca Howl’da ve kendisinde ilk bakışta göründüğünden çok daha fazlası olduğunu keşfeder.

Yerdeniz Öyküleri / Tales from Earthsea / ゲド戦記

Yönetmenliğini Hayao Miyazaki’nin oğlu Gorō Miyazaki’nin yaptığı film Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz serisinden konular ve karakterler içermektedir. 2006 yılında vizyona giren film pek çok yönden eleştiri almıştır. Ursula K. Le Guin’de bu eleştiri yapanlar arasında yerini almış ve filmdeki bazı öğelerden rahatsızlık duymuştur.

Konusu / Yerdeniz’den Öyküleri, Yerdeniz’deki en büyük büyücü olan Ged’e odaklanıyor. Bir zamanlar ona Çevik Atmaca deniyordu; pervasız, güce ve bilgiye aç, uzun süredir saklanan sırları kurcalayan ve dünyaya korkunç bir gölge düşüren pervasız bir genç.Bu, onun sınanmasının, kudretli güç sözlerinde nasıl ustalaştığının, kadim bir ejderhayı evcilleştirdiğinin ve dengeyi yeniden sağlamak için ölümün eşiğini nasıl aştığının hikayesidir.

Küçük Deniz Kızı Ponyo / Ponyo on the Cliff by the Sea / 崖の上のポニョ

Senaristliğini ve yönetmenliğini Hayao Miyazakinin yaptığı film 2008 yılında vizyona girmiştir. Bilgisayar teknolojisine sırt çeviren Miyazaki bu filmde geleneksel animasyon araçlarını kullanmıştır.  Başta Japon Akademisi Yılın Animasyonu Ödülü dahil pek çok ödül kazanmıştır.

Konusu / Büyücü babası ve çok sayıda küçük kız kardeşiyle birlikte deniz altında yaşayan genç bir balık kız olan Brunhilde’nin (Ponyo) hikayesini anlatıyor. İnsan dünyasını merak ediyor ve yüzeye yaptığı hazırlıksız bir yolculukta, bir anda hoşlandığı Sosuke adında genç bir çocukla tanışır ve insan bir kız olup Sosuke ve annesiyle birlikte kalma arzusu haline gelir. Bu Ponyo’nun macerasının başladığı anlamına gelmektedir.

Aşırıcılar / Arrietty / 借りぐらしのアリエッティ

2010 yılında çıkan filmin yönetmenliğini  Hiromasa Yonebayashi senaristliğini Hayao Miyazaki ve Keiko Niwa yapmıştır. Senaryo İngiliz çocuk kitapları yazarı Mary Norton’un 1952 tarihli The Borrowers romanına dayanıyor. Filmin müziklerini ve tema şarkısını stüdyonun çalıştığı ilk Japon olmayan besteci Cécile Corbel besteledi. Filmin müziği 2011 yılında Japonya Altın Disk Ödülleri’nde “En İyi Orijinal Film Müziği Albümü” ödülünü kazandı. Film Japonya’da ve uluslararası arenada pek çok ödül almıştır.

Konusu / Döşeme tahtalarının altına gizlenmiş gizli bir dünyada, aşırıcılar adı verilen küçük insanlar, insanlardan uzakta yaşıyor. Ancak cesur ve minik Arrietty malzeme toplamaya çıktığında, bir insan olan Shawn tarafından keşfedilir ve aralarında olağanüstü bir maceraya dönüşen bir dostluk kurmaya başlarlar.

Tepedeki Ev / From Up On Poppy Hill / コクリコ坂から

Gorō Miyazaki tarafından yönetilen , Hayao Miyazaki ve Keiko Niwa tarafından yazılan film 2011 yılında vizyona girmiştir. Senaryosu, Chizuru Takahashi tarafından resimlenen ve Tetsurō Sayama tarafından yazılan aynı isimli 1980 serileştirilmiş mangaya dayanmaktadır. Film pek çok yerde ödül almış veya aday gösterilmiştir. Film 31. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye’de de gösterilmiştir.

Konusu / Gençlik yıllarını yaşayan Umi, beş kişilik ailesinin en büyük kızıdır. Babasının gemisi Kore Savaşı sırasında mayına çarpmıştır ama Umi onun döneceğine dair ümidini kesmez ve babasının dönme ihtimaline karşılık her gün çift flamayı evlerinin önündeki bayrak direğine çekmektedir. Tam da bugünlerde okuduğu lisede ortaya çıkan bir öğrenci hareketinin ortasında kalır, bir yandan genç Shun’a aşık olur. Ama arlarında ikisinin de tahmin etmediği farklı bir bağ ortaya çıkar.

Rüzgar Yükseliyor / The Wind Rises / 風立ちぬ

Hayao Miyazaki’nin yazıp yönettiği 2013 yapımı filmdir. Rüzgar Yükseliyor, Mitsubishi A5M savaş uçağının tasarımcısı Jiro Horikoshi’nin ve onun halefi olan ve II. Dünya Savaşı sırasında Japonya İmparatorluğu tarafından kullanılan Mitsubishi A6M Zero’nun kurgusal biyografik filmidir. 1923’teki Büyük Kanto Depremi, Büyük Buhran, tüberküloz salgını ve Japonya’nın savaşa girmesi filmin ana yapısını oluşturuyor.  Rüzgar Yükseliyor, 2013 yılında Japonya’da en çok hasılat yapan Japon filmi oldu. Bazı siyasi tartışmalara ve eleştirilere neden olmasına rağmen büyük beğeni topladı. Film, En İyi Animasyon Filmi Akademi Ödülü , Yabancı Dilde En İyi Film Altın Küre Ödülü  aday gösterildi. Japonya Akademi Yılın Animasyon Ödülünü kazanmıştır.

Konusu / Jiro uçmayı ve güzel uçaklar tasarlamayı hayal ediyor. Genç yaştan itibaren miyop olan ve bu nedenle pilot olamayan Jiro, 1927 yılında büyük bir Japon mühendislik şirketinin uçak bölümüne katılır. Dehası kısa sürede fark edilir ve dünyanın en başarılı uçak tasarımcılarından biri olur. Jiro, Nahoko ile tanışır ve ona aşık olur, meslektaşı Honjo ile arkadaşlığını geliştirir ve ona değer verir ve muazzam yenilikler yaparak havacılık dünyasını geleceğe taşır.

Prenses Kaguya Masalı / The Tale of The Princess Kaguya / かぐや姫の物語

10. Yüzyılda geçen bir Japon halk masalından uyarlanan filmi Isao Takahata yönetmiştir. Senaryosu Riko Sakaguchi ve Isao Takahata tarafından hazırlanmıştır. Büyük beğeni toplayan film 87. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterildi . Film uluslar arası pek çok ödüle aday gösterilmiştir. Filmin müziklerini Joe Hisaishi bestelemiştir.

Konusu / Çocuğu olmayan yaşlı bir adamın ormanda bambu keserken bambuların arasında parmak kadar bir kız çocuğu bulması ve onu evine götürerek evlat edinmesi ile başlayan hikâye. Kısaca bu kız çocuğunun ve onu evlat edinen ailenin hikâyesini konu almaktadır.

Marnie Oradayken / When Marnie Was There / 思い出のマーニー

Hiromasa Yonebayashi’nin yazıp yönettiği, 2014 psikolojik drama filmidir. Film Joan G. Robinson’nın 1967 tarihli Marnie Oradayken adlı romanından uyarlanmıştır. 88. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Konusu / Anna, koruyucu ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Yazı geçirmek için doktorun tavsiyesiyle Hokkaido şehrindeki bir kasabaya gider. Burada bataklığın yanındaki gizemli bir konak ilgisini çeker. Konakta yaşayan Marnie adında bir kızla arkadaş olur. Anna yeni arkadaşının etrafındaki gizemi merak etmeye başlar.

Kırmızı Kaplumbağa / The Red Turtle / レッドタートル ある島の物語

Hollandalı-İngiliz animatör Michaël Dudok de Wit tarafından yazılıp yönetilen 2016 yılı fantastik animasyon filmi. Fransız senarist Pascale Ferran ile birlikte film, Studio Ghibli ile aralarında Wild Bunch ve Belvision’un da bulunduğu birçok Fransız şirketinin uluslararası ortak yapımıdır . Diyaloğu olmayan film, ıssız bir adada gemisi kazaya uğrayan bir adamın dev bir kırmızı dişi kaplumbağayla karşılaşmasını anlatıyor. Filmin prömiyeri 18 Mayıs 2016’da 69. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yapıldı. Film, 89. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Filmi dalında aday gösterildi.

Konusu / Kaplumbağalar, yengeçler ve kuşlardan başka sakini olmayan bir adaya düşen adam, ne zaman sal ile denize açılsa bir kırmızı kaplumbağa gelip salı parçalamaktadır.

Aya ve Cadı / Earwig and the Witch / アーヤと魔女

Gorō Miyazaki tarafından yönetilen, senaryosu Keiko Niwa ve Emi Gunji tarafından yazılan 2020 Japon animasyon fantastik filmidir . Diana Wynne Jones’un aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Studio Ghibli , NHK ve NHK Enterprises’ın ortak yapımı olan  Aya ve Cadı Aralık 2020’de Japonya’da NHK General TV’de televizyonda gösterime girdi. 27 Ağustos 2021’de Toho tarafından Japonya’da sinemalarda gösterime girdi. Film eleştirmenlerden olumsuz eleştiriler aldı ve dünya çapındaki gişede 842.744 dolar hasılat elde etti. Gorō Miyazaki’nin yönettiği film, Studio Ghibli tarafından ilk tam 3D CG animasyon filmi olarak duyuruldu. İzleyicilerden de çok sert eleştiriler alan animasyon için en çok geleneksel animasyondan çıkıp 3D olarak yapılması ilgili tepkiler aldılar.

Konusu / Earwig and the Witch yetim bir kızın hikayesini konu ediyor. Earwig, St. Morwald Çocuk Evi’nde kalan yetim bir kızdır. Küçük kız, Bella Yaga adında bir kadın tarafından evlat edinilir. Ancak çok geçmeden kadının korkunç bir cadı olduğu ortaya çıkar. Hayatı tehlikede olan Earwig, konuşan bir kedinin yardımıyla hayatta kalmak için mücadele eder.

Çocuk ve Balıkçıl / The Boy and The Heron / 君たちはどう生きるか

Hayao Miyazaki tarafından yazılan ve yönetilen 2023 fantastik filmidir. Japonca başlık, filmde yer alan Genzaburō Yoshino’nun 1937 tarihli aynı adlı romanına gönderme yapıyor ancak filmin romanla bağlantısı olmayan orijinal bir hikayesi var. Prodüksiyon yaklaşık yedi yıl sürdü ve Ekim 2022’de tamamlanmaya yaklaşmadan önce, COVID-19 salgını ve Miyazaki’nin yavaşlayan animasyon hızıyla ilgili zorluklarla başa çıktığı için gecikmelerle karşılaştı. Senaryo büyük ölçüde Miyazaki’nin çocukluğundan esinleniyor ve yaşlanma ve çatışma ve kayıplarla dolu bir dünyayla başa çıkma temalarını araştırıyor. Joe Hisaishi filmin müziklerini besteledi, Kenshi Yonezu ise filmin tema şarkısı ” Spinning Globe “u yazıp seslendirdi.  Ghibli, tek bir poster dışında filmin Japonya prömiyerinden önce herhangi bir fragman, görüntü, özet veya oyuncu kadrosu ayrıntılarını yayınlamamayı seçti. 

Konusu / Savaş sırasında annesini kaybeden genç Mahito, ailesinin kırsaldaki malikanesine taşınır. Orada, bir dizi gizemli olay onu, yaramaz bir gri balıkçılın evi olan, gözlerden uzak ve antik bir kuleye götürür. Mahito’nun yeni üvey annesi ortadan kaybolunca gri balıkçılın peşinden kuleye girer ve yaşayanlarla ölülerin paylaştığı fantastik bir dünyaya girer. Balıkçıl rehberliğinde destansı bir yolculuğa çıkan Mahito, bu dünyanın sırlarını ve kendisiyle ilgili gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır. 

 

Ghibli Filmlerinin Tatlı Yaratıkları

*Susuwatari (すすワタリ) / Aynı zamanda Makkuro Kurosuke olarak anlandırılan golf topu büyüklüğünde, simsiyah ve tüylü saçlı, iki büyük gözlü ve uzun, ince uzuvlu varlıklar olarak tanımlanıyor ve gösteriliyor . Etrafta durarak hareket ederler, ancak belirli görevleri yerine getirmek için vücutlarından sopa benzeri uzuvları uzatabilirler ve kendi ağırlıklarının kat kat fazlası nesneleri kaldırabilirler. Heyecanlandıklarında gıcırtılı bir mırıltı sesi çıkarırlar, ezildiklerinde toz (kurum) haline gelirler. Komşum Totoro ve Spirited Away filmlerinde görünen ruhlardır.

*Kodama (コダマ) / Prenses Mononoke’de ortaya çıkan ağaç ruhlarıdır. Onlar yaşlı ağaçların çocuklarıdır ve ormanın sağlıklı olduğunun bir işaretidir.

*Warawara (ワラワラ) / The Boy and the Heron filmindeki yardımcı karakterlerdir.

*Galeride filmlerden kareler kronolojik sırayla verilmiştir. Fotoğrafların telif hakkı Studio Ghibli’ye aittir. Ticari amaçlı ve kötü amaçlı kullanılamaz.

*In the gallery, frames from the films are presented in chronological order. Photos are copyright of Studio Ghibli. Cannot be used for commercial or malicious purposes

 

KAYNAKÇA1234567

  1. https://www.ghibli.jp/ ↩︎
  2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Anasayfa ↩︎
  3. https://www.wikipedia.org/ ↩︎
  4. Hayao Miyazaki ve Isao Takahata Filmleri Stüdyo Ghibli, Colın Odell-Mıchelle Le Blanc (Kalkedon Yayınları – 2011) ↩︎
  5. https://ghibli.fandom.com/wiki/Susuwatari ↩︎
  6. https://ghibli.fandom.com/wiki/Warawara ↩︎
  7. https://ghibli.fandom.com/wiki/Kodama ↩︎

İki Büyük Stüdyo: Disney ve Fleischer

Mickey Mouse, 18 Kasım 1928’de Steamboat Willie filminde, Betty Boop ise 9 Ağustos 1930’da Dizzy Dishes filminde ilk kez sinemada göründü. Aralarında yirmi ay olan bu iki film farklı gibi görünse de tarihlerine baktığımızda ortak alanlarda buluştuklarını görüyoruz. Çünkü piyasada rakip olarak görülen bu iki firmada ortak çalışan animatörler vardı.

Max Fleischer 1956’da Kaliforniya’ya yaptığı bir gezi sırasında Disney’i ziyaret ettiğinde, bir zamanlar Max ile çalışmış ve 1956’da Disney için çalışan animatörlerle öğle yemeği yerken

Hatta Max Fleischer’ın yönetmen olan oğlu Richard Fleischer bile Disney ile çalışmıştır. Disney, Richard’a kendisi için bir film yönetme fırsatı sunduğunda yıl 1952’ydi. Richard, kitabında (InkWell: Max Fleischer and the Animation Revolution), önce babasından onay alması gerektiğini belirtmiştir. Max ise oğluna devam etmesini söylemiştir.

Walt Disney ve Mickey Mouse /  Max Fleischer ve Betty Boop
Walt Disney ve Mickey Mouse / Max Fleischer ve Betty Boop

Pek çok Amerikan kaynağında Walt ile Max’ın başlarda birbirlerini pek sevmedikleri yazılmıştır. Ta ki 1956’daki o ünlü yemeğe kadar. Richard, bu buluşma için şunları aktarmıştır:

“Walt ve babam çok iyi arkadaş oldular. Walt Disney ne zaman New York’a gelse, her zaman babamı arar ve onu öğle yemeğine götürürdü. Yani bu hikâyenin mutlu bir sonu vardı.”

Betty ve Mickey Aynı Karede!

1930’lu yılların Japonya’sında telif hakkı ihlali yasaları tam olarak uygulanmıyordu. Bu nedenle, Betty Boop ve Mickey Mouse’un bir arada bulunduğu lisanssız ürünler ortaya çıkmıştır. Japonya’daki küçük şirketler tarafından ABD pazarı için üretilen bu izinsiz oyuncaklar, tabaklar ve kartlar arasında Betty Boop, Mickey Mouse ve diğer pek çok tanınmış karakter yer alıyordu. Ancak, bu ürünleri tam olarak kimin yarattığına dair hiçbir resmi kayıt bulunmamaktadır. Fleischer’in resmi internet sitesinde belirtildiği gibi, bu ürünler izinsiz olsa da tarihsel bir öneme sahiptir.

MENKO KARTLARI
 Menko, 1600’lerin başına kadar uzanan bir Japon  
kart oyunudur . Menko oynamak için kullanılan renkli kartların da adıdır. 
Oynamak için, bir oyuncu parke veya beton zemine bir kart koyar, ardından diğer oyuncu kartını fırlatır, diğer oyuncunun kartını sert bir rüzgarla çevirmeye çalışır veya kartını rakibinin kartına çarpar. 
Biri rakibin kartını çevirmeyi başarırsa, her iki kartı da kazanır. 
Bir kişi tüm kartları kazandığında oyun biter. 
Aşağıdakiler gibi Menko kartlarındaki görseller dönemin popüler kültürünü yansıtma eğilimindedir .

Son Birkaç Söz

​Animasyonun yeni yeni geliştiği bu dönemde, Walt Disney ve Max Fleischer şirketlerinin ortak noktalarını sizlerle paylaşmak istedim. Aslında oldukça geniş bir tarihe sahip olan bu iki kuruluşun dünyada ne kadar büyük bir yer edindiğini gördüm ve bu tarihin çok küçük bir kısmını sizlerle paylaştım.

Walt Disney ve Max Fleischer anısına…

 Richard Fleischer Kitabı
9 Ağustos 1930’da Dizzy Dishes Filmi
18 Kasım 1928’de Steamboat Willie

Le Fabuleux Destin d’Amélie Poulain

İzlediğim pek çok film var; hepsi çok iyi, IMDB puanları yüksek, kendine özel yer edinmiş yapımlar. Ancak Amélie’nin yeri bende çok ayrıdır. Kaç kere izlediğimi saymadım. Amélie, benim için canım sıkıldığında enerji depoladığım bir sığınak gibi oldu. Küçük mutlulukların ve anın değerini hatırlatan bir filmdir.

Film, Amélie’nin çocukluğuyla başlıyor ve ailesiyle yaşadığı sorunlardan bahsediyor. Annesi, Notre Dame Kilisesi’nin tepesinden atlayan bir kadının üzerine düşmesi sonucu ölmüştür. Bu olay, babasını daha da sessiz birine dönüştürmüştür. Hatta eşinin küllerini koymak için minyatür bir anıt yapmaya başlamıştır. Yıllar geçip gider ve Amélie artık çalışmak için evden ayrılır. Monmartre’daki Çift Değirmen Kafesi’nde (Café des 2 Moulins) garson olarak çalışmaya başlar.

Amélie’nin küçük zevkleri arasında bazı akşamlar sinemaya gidip karanlıkta arkaya dönerek seyircilerin yüzlerine bakmak, kimsenin fark etmediği detayları görmek, birkaç başarısız romantik ilişki denemesine rağmen mercimek çuvalına elini daldırmak, crème brûlée’nin üzerini kaşığın ucuyla kırmak, St. Martin Kanalı’nda taş sektirmek ve hoşuna giden taşları toplamaktır.

30 Ağustos 1997 gecesi, Galler Prensesi Lady Diana’nın trafik kazasında hayatını kaybetmesiyle Amélie’nin yaşamı değişir. Televizyondan ölüm haberini izlerken elinde tuttuğu şişenin kapağı banyodaki bir fayansa çarpar ve bu çarpma, bir taşın yerinden oynamasına neden olur. Taşı kaldırdığında ise tozlu, teneke bir kutu bulur. Kutunun içinden, yıllar öncesine ait bir çocuğun eşyaları çıkar. Amélie, bu kutunun sahibini bulmaya karar verir ve kendisiyle bir anlaşma yapar: Eğer sahibini bulabilirse hayatını iyiliklere adayacaktır; bulamazsa da yapacak bir şey yoktur. Sonunda yaptığı araştırmalarla kutunun sahibini bulmayı başarır.

Amélie, kutunun sahibini bulduğunda, kutunun sahibi Dominique Bredoteau’nun bu güzel repliğini hatırlayabiliriz. “Hayat çok tuhaf. Çocukken zaman çok yavaş geçer. Sonra bir bakmışsın 50 yaşına gelmişsin ve çocukluğundan ne kaldıysa geriye bir kutuya sığmıştır, tozlu bir kutuya.”

Amélie artık gizli bir adalet sağlayıcısıdır. Babasının yıllardır hayalini kurduğu dünya turuna çıkmasını sağlar; iş arkadaşlarına, apartman yöneticisine ve manavın çırağı Lucien’e gizlice birçok iyilik ve sürpriz yapar. Başkalarının mutluluğu için çabalayan Amélie, kendi mutluluğunu ise Nino Quincampoix’de bulur.

Nino, fotoğraf kabinlerinden kenara atılmış, yabancılara ait vesikalık fotoğrafları toplayan tuhaf bir karakterdir. Amélie, Nino’ya kendini dolambaçlı yöntemleriyle buldurur. Ve sonunda, Amélie de mutluluğa kavuşur.

Nino Quincampoix ve Amélie Poulain

Amélie, bize iyilik yapmanın güzelliklerini ve küçük şeylerden gelen mutluluğu öğretiyor. Film; biraz komedi, biraz drama ve biraz da romantizmin tadını izleyiciye sunuyor. Amélie karakterine hayat veren oyuncu Audrey Tautou. Fransız oyuncuyu en çok Amélie ile tanıyor olsak da, pek çok filmde rol almıştır.

Fotoğrafı Tarihi Atlas Sineması’nda çekmiştim. Audrey Tautou’nun oynadığı Coco Before Chanel filminin afişi.

2001 yapımı filmin senaryosu Guillaume Laurant ve Jean-Pierre Jeunet’e aittir. Yönetmenliğini de Jean-Pierre Jeunet üstlenmiştir. Filmin unutulmaz müzikleri ise Yann Tiersen tarafından hazırlanmıştır. Amélie’nin film müziklerini sevmeyen neredeyse yoktur; hatta filmi izlememiş olanlar bile bu melodileri mutlaka bir yerlerde duymuş ve sevmiştir.

La Valse d’Amélie (Version piano)

117 dalda ödüle aday gösterilen ve 55 ödül kazanan film, en büyük başarısını César Ödülleri’nde göstermiştir. Ayrıca Jean-Pierre Jeunet’in stüdyo dışında çektiği ilk film olma özelliğini taşır. Film, birçok olumlu ve olumsuz eleştiri alsa da daha çok Fransız toplum yapısı üzerinden değerlendirilmiştir.

Filmle ilgili birkaç detayı da paylaşmak isterim:

  • İngilizce konuşulan ülkelerde film ilk kez “Amélie from Montmartre” adıyla yayımlanmıştır.
  • Amélie rolü aslında İngiliz aktris Emily Watson için yazılmıştır; ancak Watson’ın Fransızcası yetersiz olduğu ve diğer projeleriyle çekim tarihleri çakıştığı için yönetmen Audrey Tautou’yu tercih etmiştir.
  • Filmde bir sahnede Amélie, oturduğu binanın eski yöneticisine giderken yeni bir Volkswagen Beetle’ın önünden geçer. Oysa filmin geçtiği dönemde bu model henüz üretilmemiştir. Jeunet, bu sahneyi değiştirmediğini, aksine Amélie’nin tarihle uyuşmayan kimliğine işaret ettiğini belirtmiştir.
  • Hayvan şekilli bulutların olduğu sahne ise Marc Solal ve François David’in La tête dans les nuages adlı kitabındaki çizimlerden birebir alınmıştır.
Arkadaki Beetle henüz üretimde değildi.

Eğer bir gün Fransa’ya gitme fırsatım olursa, ilk görmek istediğim mekanlardan biri filmdeki kafe olurdu. Bugün hâlâ Café des Deux Moulins adıyla işletilmektedir.

Kafenin günümüzdeki hali.

Bu film hakkında yazılacak çok şey var. Filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Filmi Google Play Filmlerden edinebilirsiniz. https://play.google.com/store/movies/details?id=mCQ4tvgCTn8.P

Filmin IMDB puanı 8.3’dür. https://www.imdb.com/title/tt0211915/

Amélie Film Teaser

Birkaç replik..
  • “Kemiklerin camdan değil ama hayat seni de kırabilir.
  • “Parmak gökyüzünü gösterdiğinde sadece aptallar parmağa bakar.
  • “Oysa ki siz bayım bir sebze bile olamazsınız.”
  • “İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir.”
  • “Aşksız bir kadın, güneşsiz bir çiçek gibidir.”
  • -Mucizelere inanır mısınız? +bugün değil.
  • “Hayat asla sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret.”